ZAVALLI YAVRULARIMIZ
Neler oluyor, neler… Toplum olarak değiştik. Geçmişe özlem duymamak elde değil. Yaşlılarımızdan duyduğumuz “nerede o eski günler” dediklerinde; “Ne var sanki geçmişe hayıflanacak” diye düşünürdüm. Ama daha iyi anlıyorum ve şükrediyorum ki bizler şanslıymışız.
Çünkü bizler oyuncak arabalarımızı kendimiz yapar, bayır aşağı ona biner, yokuş yukarı o bize binerdi.(üretim ve kıymet bilme) Bu oyun, gruplar halinde birlikte oynanırdı.(paylaşım) Ağaç arabamızın tekerlerini bazı otların tohumlarıyla yağlardık.(araştırma-buluşçuluk) Evden yağ alıp bakımını yapmak imkânsızdı. Evdeki sadece haneye yeterdi.(kanaat)
Topumuzu, ineğimizin veya eşeğimizin kıllarıyla ıslatarak ve yuvarlayarak oluştururduk. Çam kozalakları ve lastik toplarla oynadığımız mahalle maçları…(rekabet) Telden bükerek yaptığımız telden oyuncak arabamız, eskimiş ağaç fıçılarındaki çemberlerin çevrilmesine doyum olmazdı.(değerlendirme) Kollarımızı uzatarak, elimizden omzumuza kadar karışlayarak yaptığımız sayışmayla belirlediğimiz hırsız ve polisi ve aynı adı taşıyan oyunu.(iyiyi kötüyü ayırt etme)
Dini Bayramlarda sabah ezanıyla uyanıp, ailemizin zor şartlarda aldığı, akşamdan yer yatağının altına ütülemek için koyduğumuz giysilerimizi (buluşçuluk) ve lastik ayakkabılarımızı giyerek köy meydanına gider, cemaatin bayram namazından çıkmasını beklerdik. Cami kapısında ilk kişinin görünmesiyle, koşar adımlarla el öpmeye, şeker toplamaya, köyün en zengini olan Akif dedenin evine yollanırdık. Daha sonra, tahtadan yaptığımız salıncakta salınarak söylediğimiz türküleri…(sosyalleşme)
Annemizin ekmeğimize sürdüğü salçalı ekmeğimizden, birkaç ısırık arkadaşımıza da verir, paylaşırdık.(Paylaşım ve cömertlik)
Peki,şimdiki çocuklarımız?..Acınası yavrularımız…
Teknolojinin bitirdiği zavallı evlatlarımız…
Bilgisayarın başında zamanını oyunlarla tüketen, ödevlerini bir çıktıyla alıp, incelemeden araştırmadan öğretmenine teslim etmeler.
Bu nesil mi üretecek? Sadece tüketmeye alıştırılan doyumsuz bir nesil. Alınan oyuncağının değerini bilmeyen, araştırmayan,elindekiyle yetinmeyen paylaşmayan,doymayan, sevgiden ve büyüğüne saygıdan uzak bir gelecek.
Cemalettin DİNÇER
Eğitimci Yazar






















